Çiçekler, Renkler ve Duygular

rengarenk çiçekler Çiçek denildiği zaman insanın aklında renklilik kavramı otomatik olarak çağrışım yapmaktadır. Neden bu iki kavram bu kadar ilişkili hale gelmiştir? Öncelikle belirtmeliyiz ki dünyamız üzerindeki renkli olma hali insandan çok doğaya has bir durumdur. Bu olguyu kimimiz insanların da ten renkleri ile birbirinden ayrıldığı yönünde bir bağlamda değerlendirecek olsa da bahsi geçen konu ten üzerindeki görünen siyah, beyaz, kahve ya da sarı renklerden daha derinliklidir.

Nedeni ise çiçeklerin kendi anlamları kadar taşıdıkları renkler ile bir araya geldikleri zaman da güçlü ve farklı anlamları karşılıyor olması bunun en önemli nedenidir. Rengine, sayısına ve türüne göre farklı anlamları var ve bu anlamların neler olduğunun çalışması ise çok uzun yıllar öncesinde başlayan bir çalışma ile netlik kazanmış durumdadır. Bütün türler özünde saf sevgiyi simgelerken, kırmızı gül aşkın en zarif karşılığı olmayı başarmıştır.

Sadece gülün kırmızısı değerli değildir, beyaz gül saflığa denk gelen anlamı ile hemen diğer tüm beyaz türlerden farklı bir yerde konumlanmaktadır. Zor koşulların altında yetişmesi sebebiyle zaten önemli olan kardelen ise ümit ve teselliyi insan ruhuna katabilen yegane tür olarak kendine çiçek dünyasında yer bulmuştur. Aranjmanların birçoğuna görsel olarak da çok farklı bir özelliği de beraberinde getirerek aranjmanı eşsiz bir zarafete kavuşturan krizantem çok fazla insan tarafından bilinmeyen bir anlamı ifade eder. Mükemmel arkadaşlığı tanımlayan krizantemin ardından bir şehri tek başına sırtlayan hatta bir imparatorluğun en önemli dönemlerinden birine adını veren lale ise tıpkı şehre yani İstanbul'a duyulan mükemmel aşkın temsilidir. Hemen herkesin evinde bulunan çiçeklerden biri menekşe ise renklerinden bağımsız olarak, kendisi gibi mütevaziliğe denk gelmektedir. Her önemli gönderimin başrolünde olan orkide şaşırtıcı olmayacak şekilde tıpkı çiçekler içindeki yeri gibi ihtişamı sembolize etmektedir.